Ara:
Kabak Koyu Transfer

Dalaman Havalimanı Ölüdeniz Kabak Koyu Transfer

Dalaman havalimanı Fethiye Ölüdeniz Kabak Koyu Arası 85 Km Olup Yaklaşık Seyahat Süresi 1 Saat 45 Dakika Sürmektedir.
Faralya Kabak Koyu Transferleriniz İçin Fiyatlarımıza Otopark Tünel Geçiş Ücretleri KDV Dahildir.
Dalaman Faralya Kabak Koyu Transferiniz İçin İzlenilecek Olan Güzergah sırasıyla Dalaman – Göcek, Fethiye Merkezinden Geçilerek Ovacık Hisarönüne Oradanda Eşşiz Doğası Yeşili Ve Mavisiyle Fethiye Ölüdeniz’e varılır Ölüdenizden Sonra Babadağ Eteğinden Dolanılarak Kelebekler Vadisi, Faralya,Kabak Koyuna Ulaşılır.
Ucuz Dalaman Havalimanı Faralya Kabak Koyu Ulaşım Ve Kabak Koyu Dalaman Havalimanı Dönüş Transferlerinizde Ulaştırma Bakanlığı’ndan alınmış TÜRSAB’a Kayıtlı A1 Ve D2 Yolcu Belgeli Araçlarımız Güleryüzlü Personelimizle Sorunsuz,Huzurlu,Güvenilir Biçimde Seyahatinizi Sağlıyoruz.Dalaman Kabak Koyu Transferiniz İçin;* Bizi Arayın Transfer Detaylarınızı Alıp Kaydınızı Oluşturalım.* Herhangi Bir Aksilik Yaşanmaması İçin Transfer Tarihinizden Bir Gün Önce Sizi Arayıp Teyidinizi Alalım.* Dalaman havalimanı çıkış kapısında isminizin yazılı olduğu tabela ile sizi karşılayıp Dalaman Havalimanı Faralya Transferinizi MAVİ TRANSFER Farkıyla En Ekonomik Fiyata Gerçekleştirelim.

Hillside Hotel Transfer

Dalaman Hillside Transfer

Firmamız Dalaman Hillside Transfer servisi sayesinde Dalaman’da uçaktan indikten sonra 55 km uzaklıkta olan Fethiye Hillside Beach Club Hotel için özel ulaşım hizmeti veriyoruz. Yolculuk süreniz en fazla 1 saat 10 dakika sürmektedir. Hillside Hotel Transfer için yapmanız gereken size en uygun aracımızı seçmek ve kaydınızı oluşturmaktır. Fiyatlarımız ve araç seçeneklerini Hillside transfer fiyatları bölümünden inceleyebilirsiniz. Yurdumuzun en güzel otelleri arasında gösterilen Hillside Beach Club Hotel’e ulaşmak için kullanabileceğiniz farklı kapasite ve özellikteki araçlarımıza zaman kaybetmeden rezervasyonunuzu şimdi oluşturarak  indirimli fiyatlardan yararlanabilirsiniz. Fethiye Hillside Hotel tatilinize başlarken ve bitirirken stres yaşamadan ulaşımınızı sağlamak için rezervasyon sayfamızda bulunan şartlar ve koşullar bölümünü incelemenizi öneririz.

Fethiye Ekincik Arası Tekne Turu

Hayatımda hiç bir zaman yazlıkçı olmadım. O nedenle de deniz tatillerim hep kısa oldu ama bu yaz şartlar uygun oldu; planladığımdan da fazla deniz tatili yapma fırsatı doğdu ve kendi rekorumu kırarak benim için eşsiz güzellikte olan Ege kıyılarında bolca vakit geçirdim. Arada bir de ülke gündeminin üzerimizde yarattığı huzursuzluk, mutsuzluk ve ümitsizlikler de eklenince seyahatlerimizi blogda anlatmak için bir süre fırsat ve moral bulamadım doğrusu. Ama artık anılar eskimeye başlamadan sırasıyla sizinle paylaşmak ve Ramazan Bayramı’ndaki Fethiye-Ekincik rotasındaki tekne gezimizle başlamak istiyorum.Mavi Yolculuk bizim gibi denizi, doğayı ve huzuru sevenler için eşsiz bir deneyim. Daha önce bir çok kez tekne ile çıktığımız gezileri, bu gezilerle ilgili pratik bilgileri ve tabii ki çocuklarla tekne tatili ile ilgili ip uçlarımı yazmıştım. (Buraya tıklayarak hepsini okuyabilirsiniz) O yüzden bu kez direkt olarak bu seferki rotamızı ve bu gezimizde edindiğimiz dersleri anlatmak istiyorum.Daha önceki gezilerimizde hep Göcek ile Bodrum arasındaki koylarda dolaşmış hiç Fethiye Körfezi’ne inmemiştik. Bu sefer kiraladığımız tekne Fethiye Limanı’na bağlı olduğu için turumuza Fethiye’den başladık. Aşağıdaki haritada gittiğimiz tüm koyların konumunu görebilirsiniz.https://drive.google.com/open?id=1jugxjgd5UVQsFcmp5XBytlauuIE&usp=sharingFethiye’de kiralik teknelerin bağlandığı Belediye Limanı’nın tam merkezde olması büyük avantaj, tekneye binmeden bir kaç sokak içerideki balık halinden taze balıklarınızı alabilir, hemen deniz kenarındaki marketten de son dakika ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.1. Gün: Turunç Pınarıİlk gün teknenin hazırlanması ve yola çıkmak mutlaka öğleden sonrayı buluyor, o yüzden bir an önce tadını çıkarmaya başlamak için en iyisi yakınlarda bir koya demir atmak. Bizim tercihimiz buradaki en güzel koylardan biri olan yeşillikler içindeki Turunç Pınarı oldu.  Ve tabii ilk günden mangalımızı yakıp (tabii aslında tekne personeli yapıyor bunu) kendi aldığımız malzemelerle hazırlanan yemekleri gün batımı manzarası eşliğinde yiyip, gece güvertede yıldızların altında uyuyup, sabah da güneşin doğuşuna tanıklık ederek teknenin güzelliğini yaşamaya başladık.Turunç Pınarı aynı zamanda Osman’ın Yeri olarak bilinen bir işletmeye de ev sahipliği yapıyor. Biz denemedik ama oldukça ünlü restoranının yemeklerinin da çok güzel olduğu söyleniyor. Ayrıca tekne ihtiyaçlarının karşılanabileceği de bir iskelesi bulunuyor.2. Gün: Kelebekler Vadisi ve Gemile AdasıFethiye’ye kadar gelip ünü Türkiye’yi aşmış, bitki zenginliği bakımından UNESCO tarafından korunması gereken Dünya mirası listesine girmiş Kelebekler Vadisi’ni ziyaret etmesek olmazdı tabii… Pırıl pırıl denizinin yanı sıra 100 kelebek türüne ev sahipliği yapan doğa harikası vadi kanyonu ve bence doğa ile iç içe yaşamak/tatil yapmak isteyenler için kurtarılmış bölge niteliğinde olmasıyla ön planda Kelebekler Vadisi.Vadi’ye neyse ki karayolu ile ulaşım yok ve neyse ki SİT alanı ilan edilmiş durumda. Konaklama için sadece bungalovlar ve çadırlar var. Organik tarım bile var! Ayrıntılı bilgiyi Vadi yönetiminin hazırladığı şu sitede bulabilirsiniz.Ben uzun yıllar önce günlük tekne gezisiyle gelmiş ve kanyonda yürüyüş yapmıştım, fakat bu sefer günün en sıcak saatlerinde geldiğimiz için sıcakta tekneden inmeyi gözümüz pek kesmedi. Gündüz saatlerinde tekne yoğunluğu da fazla olduğu için biz uzun süre durmadık ama eğer bu tarz tatilleri seviyorsanız Türkiye’nin en iyi kamp yerlerinden biri olan Kelebekler Vadisi dinginliği, doğallığı ve doğa ile bütünleşmiş kendine özgü hayatı ile mutlaka gitmeniz gereken bir yer…İkinci günümüzde gecelemek için seçtiğimiz yer ise Gemile Adası idi. Tekne açısından Gemile Adası çevresindeki koylar korunaklı olduğu için deniz çok sakindi ama Marmaris tarafına göre biraz daha sıcak ve bayram dolayısıyla oldukça kalabalıktı. Fotoğrafta görebildiğiniz gibi çok ama çok da güzeldi.Gemile Adası ki aynı zamanda Aya Nikola Adası da deniliyor 5. yy civarlarında medeniyetin kurulduğu ve şu anda müze olan eski bir yerleşim yeri. Adanın yüksek noktalarında birçok kilisenin bulunması nedeniyle önemli bir dini merkez olduğu ve Noel Baba olma ihtimali de olan bir Aziz Nikolas’ın bir süre bu adada yaşadığı düşünülüyor. Ben sabah erkenden kalkıp hava çok sıcak olmadan Ada’ya çıkıp gezme fırsatı buldum. O sırada daha henüz bekçi dahil kimse gelmediği için tek başıma dolaştım. Ada’dan manzaranın nefes kesici olduğunu da belirtmeliyim.3.gün: Dişibilmez BurnuKaptanımız Fethiye kalabalığından hoşlanmadığımızı görünce üçüncü günümüzün sabahında bizi erkenden daha kuzeye Sarıgerme yakınlarındaki Dişibilmez Burnu’na götürdü. 2-3 saat süren yolculuk boyunca uyuduk ve uyandığımızda telefonların çekmediği, bizden başka sadece bir teknenin olduğu muhteşem bir koyla karşılaştık! Deniz inanılmaz güzeldi ve ayrıca da kanoyla gidip keşfedebileceğimiz ufak mağaralar bizi bekliyordu.Ama aynı zamanda da bu tekne tatilimizde bizi çok rahatsız eden sallantıların da başlangıcı oldu çünkü burası çok da korunaklı bir koy değildi.4. gün: Ekincik Ekincik’den daha önce şu yazımdan bahsetmiştim. Ekincik’de çam ağaçlarının denize kadar uzanmasının nasıl bir doğal güzellik oluşturduğunu ve doğayla bütünleşmesi nedeniyle burada bulunan My Marina isimli marinanın da gördüğüm en cici marina olduğunu anlatmıştım hatırlarsanız.Ekincik’e kara yolu ile ulaşım ve bir kaç da tesis var ama neyse ki bozulmamış bir yer. Burada tekneden inip hem Ekincik’de hem de My Marina’da dolaşıp biraz bacaklarınızı açma imkanınız da oluyor.Ekincik’in tek dezavantajı çam ağaçlarının da fazla olması nedeniyle bazı dönemlerde bolca arı olması ve muhtemelen tatlı su sıkıntısı olduğu için de tekneye saldırıya geçmeleri. Tekneye çıkılan merdivenlerde duş alınıyor ve burası tatlı su olduğu için arı kaynıyor oluyor. Haliyle çocuklar aşırı derece rahatsız olup korktular ve sürekli çığlık atmaya başladılar. Biz de çözüm olarak tekneyi karaya bağlamak yerine biraz açığa demir attık ki rüzgardan etkilenen arılar gelmesin. Böylece bolca sallanmaya da devam etmiş olduk!5. gün: Dalyan ve Kargıcak (Bacardi) KoyuEkincik’de fazla barınamayınca yönümüzü mecburen tekrar güneye Göcek’e doğru çevirdik. Zaten planımızda Göcek’de tekneden inmek vardı.İlk durağımız ise dünyanın sayılı caretta caretta üreme merkezlerinden olan Dalyan’ın İztuzu plajıydı. 5km’lik el değmemiş bu uzun kumsala deniz kaplumbağalarının yumurtalarına zarar gelmemesi için yaz aylarında tekne ile yanaşmak yasak. Akşam 8’den sabah 8’e kadar plaj kapalı ve çevresinde ışık yakmak ve gürültü yapmak yasak. Biz zodyak ile plajın sadece tekne ile ulaşılabilen bir bölgesine çıktık. Etraftaki çöpleri topladık, deniz kaplumbağa yavruları görmeye çalıştık ama başaramadık. Onun yerine bir sürü mavi bacaklı yengeç gördük! Size tavsiyem deniz ayakkabınız olmadan asla gitmeyin, üzerlerine basma olasılığınız çok yüksek!Dalyan’ın kanallarında tekne turuna çıkmak isterseniz kendi teknenizden de ayarlamanız mümkün. Çevre koylarda olduğunuzda kanal tekneleri yaklaşıp tur isteyip istemediğinizi soruyorlar, ya da Ekincik’den kalkan teknelere de binebilirsiniz.Bu arada caretta carettaların yavrularını göremedik ama tüm gezimiz boyunca sık sık çeşitli boylarda kaplumbağalarla karşılaştık. Yalnız aklınızda olsun, fazla yaklaşmayın ısırabiliyorlarmış!!! Aşağıdaki videoda Göcek’deki son sabahımızda bize hoşçakalın diyen bir deniz kaplumbağasını görebilir ve hatta sesini duyabilirsiniz!Gecelemek içinse kaptanımız yine daha önce gitmediğimiz ve Kargıcak Koyu adı verilen inanılmaz güzellikte bir koya götürdü bizi. Buraya aynı zamanda Bacardi Koyu denmesi bana çok saçma ve komik geldi o ayrı bir konu…Burası Dişibilmez Burnu gibi fazla teknenin olmadığı inanılmaz güzel denizi olan bir koydu ama yine çok rüzgar aldı ve inatla gece dışarıda yattık ama sabah dayak yemiş gibiydik. Gece dışarıda yatmaktan şahsen ben vazgeçemiyorum. Mis gibi hava, gece yıldızlar, sabah gün doğumu ve cır cır böceklerinin sesiyle uyanmak benim için paha biçilmez bir durum… 6. gün ve 7. gün: GöcekYazının genelinden fark ettiyseniz bütün gezimiz boyunca kalabalık ve sıcaktan kaçmak için daha ıssız koylara gitme sevdasıyla bol bol rüzgar yedik ve hiç deniz tutmayan arkadaşlarımızı bile deniz tuttu. Uzun yıllardır tekne seyahatine çıkıyoruz ve beni de hiç tutmaz ama sonuçta çok yorucu oldu ve sersem gibi olduk. O yüzden bayram nedeniyle çooook kalabalık olacağını bile bile planladığımızdan daha erken zamanda Göcek’e geçtik ve son iki günümüzü Göcek’in en dışta bulunan ve daha önceden tespit ettiğimiz Sarsala Göbün gibi sevdiğimiz koylarında geçirdik.Göcek ise zaten dünya çapında ün yapmış bir tekne cenneti. İş o kadar ilerlemiş ki küçük ve büyük teknelerle her türlü hizmet sunuluyor. Hatta Migros kocaman bir tekneyi süpermarkete çevirmiş, içinde alışveriş arabalarıyla alışveriş yapabiliyorsunuz!Göcek’e gelince çocuklar için de hamburger, banana gibi deniz eğlenceleri fırsatı doğmuş oldu. 6.5 yaşında olan Bir Küçük Gezgin ilk kez bu aletlere binip deliler gibi eğlendi.